Suburcu Caddesi

Suyun rengine yenilmiş zaman, suyun hayat verdiği umutlar. Suyun kuyudan kuyuya, dudaktan dudağa kastellerle dolaştığı bir şehrin caddesi. Suyun hasretine düşülmüş bir not. Bu gün, şehrin bir zamanlar kültür merkezi olan Suburcu caddesinde zamanın gerisinden bugüne yol alacağız.

Suburcu caddesi şehrin göbeğindeki Maarif kavşağından başlar, karagöz camiine doğru uzanan yolla devam eder. İsmini bir zamanlar şehirdeki suyun dağıtım merkezi olmasından almıştır. Yakın zamana kadar Gaziantep’te her evin önünde bir kuyu bulunur. Suburcu’ndan çıkan su kendine has arklarla kuyudan kuyuya dolaşarak her evin kuyusunu doldururdu.

Dün şehre su dağıtan bu cadde, bir zamanlarda kültür dağıtmış. Bugün Suburcu caddesinde, altı salonu ile belediye pasajının üzerinde bulunan sinema şehir kültürüne renk katıyor, eğlence dünyasını canlandırıyorsa, dünde Suburcu caddesindeki sinemalar Gaziantep’te aynı görevi yapmış. Geçmişte Gaziantep’in ilk sineması Nakıp Ali tarafından açılan Nakıp Sineması bu cadde üzerinde bulunurmuş. Bu cadde üzerinde yine çok sayıda sinemaları televizyon insanları evlerinde tutsak etmeden, dostlukların, arkadaşlıkların kurulduğu mekanlar olmuş. Suburcu caddesinde bir ömür geçiren. Nihat Özkirişçi sinemalardan bahsederken eski günlerin güzelliklerine vurgu yapıyor. Özellikle hafta sonları sinema biletlerinin kara borsaya düştüğünü yer bulmanın çok zor olduğunu söylüyor. Ailelerle, arkadaşlarla sinemaya gidildiğini, kültür erozyonu olmadan önce insanların aileleri ile beraber her hafta bir defa sinemaya gittiklerinden hüzünlenerek bahsediyor.

Sinemalar, dünyasından çıkıp pasajlar dünyasına geldiğimizde ise, Sinemanın altında Belediye pasajını görüyoruz. Burada daha çok giyim üzerine satış yapan mağazaları görmek mümkün. Caddenin sonlarında Büyük Pasaj Gaziantep’in en büyük pasajlarından biri. Burada ağırlık hediyelik eşyalarda. Hemen ilerisinde Söylemez pasajı elektronik ağırlıklı. Söylemez ve Büyük pasaj arasına sıkışmış pasaj mantığı ile yapılmış Turistlik Çarşıyı’da görmek mümkün.

Suburcu caddesinin başlangıç noktasında eskiden meşhur bir kahvehane varmış. Kahvehane camlı Kahvehane olarak alınırmış. Kahvehaneyi yaptıran ilk kez büyük bir cam taktırmış. Bu sebeple camlı kahvehane olarak adlandırılmış.
Suburcu caddesi üzerinde eskiden çok sayıda Hanlar, Hamamlar, Camiler görmek mümkünmüş. Bugün onların yerini beton bloklar almış. Cadde ağırlıklı olarak ticaretin yapıldığı yer olması sebebi ile bankacıların işgaline uğramış. Cadde boyunca nerede ise Türkiyede bulunan Bankaların her birinden bir tane görmek mümkün. Bu bakımdan bankacılar caddesi de diyebiliriz.

Cadde üzerinde geniş bir avlunun içerisinde Nuri Mehmet Paşa Camii’ni görmemiz mümkün. 1786lı yıllarda yaptırıldığı tahmin ediliyor. Camii Antep harbinde büyük zarar görmüş. Bir süre müze olarak kullanılmış. Daha sonrada Gaziantep’te müzeler açılınca tekrar ibadete açılmış. Caminin mihrap önü kubbeyle, yanlar çapraz tonazIa örtülüdür. Dış avlu ile son cemaat yerinin birleştiği bölümde Klasik Osmanlı tarzındaki iki şerefeli minare yer alır. Mihrap; sarı, siyah, bordo renkli mermer malzeme ile zikzak motifli süslemeye sahiptir. Mihrabın yanlarında birer balkan minber bulunmaktadır. Cami Avlusunda camiyi yaptıranların Mezarlarını görmemiz mümkün. Caminin adı ile anılan Nuri Mehmet Paşa, ihanete uğrayarak yirmi sekiz yaşında idam edildiğini de sizinle paylaşalım.

Cadde üzerinde kale yönündeki sokaklara daldığımızda karşımıza Handan Bey Camii çıkmaktadır. Özellikle bu Camii avlusu Gaziantep harbinde şehir olanlara bir süre mezarlık yapmış. Daha sonra mezarlar buradan kaldırılmış. Camii avlusundan bulunan havuzlu şadırvanın birde hikayesi var. Bu havuz; cami yaptıran Handan bey’in binasının avlusunda bulunurmuş. Çocuklarına vasiyet etmiş, çocukları da onu camii avlusuna taşımışlar. Bu sokakta Gaziantep harbinde şehit olan ilk top şehidi de bulunmaktadır.
Handan bey camisinin hemen karşısında yine tarihi Paşa hamamı bulunmakta.
Eskiden bu mahallede yaşayan Yahudilerde bu hamama gelirlermiş. Hata hamamda onların dini ibadetleri için ayrılmış bir bölüm bulunmakta imiş.

Müslümanların hoşgörüsünü göstermesi sebebi ile Suburcu Caddesinden Kasap sokağa girdiğinizde Bir Sinegogla karşılaşıyoruz. 1878’li yıllarda tamamlandığı tahmin edilmekte. Bugün ilgisizlikle kendi haline terk edilmiş durumda.
Suburcu Caddesi’nin ara dolaşırken, tarihi antep evlerinin taş işçiliğini hala görme şansı var. Ancak çoğu yıkılmış. Çoğu mimari özeliğini kaybetmiş.
Suburcu Caddesi ile Kale arasında kalan bölümde çok sayıda tarihi eseri görmek mümkün. Çok sayıda yıkılmış unutulmuş eseri de hüzünle izlemek mümkün. Bize eşlik eden Nihat bey bu durumu tarihi hafızayı silmek olarak yorumluyor.

Suburcu caddesi bugün görsellik bakımından pek cazip görülmese de. Cadde alış verişin, ticaretin kültürün en çok olduğu caddelerden birsidir. Özellikle caddeden ara sokaklara girildiğinde tarihin güzelliğini görmeniz ve dokunmanız mümkündür. Yine cadde üzerinde bulunan Pasajlarında ilginizi çekeceğini düşünüyorum.

Cadde’ye Pazar günü giderseniz çoğu iş yeri kapalıdır. Ama cadde üzerinde mangalların kaçak olarak yakıldığını, uzaktan gelen kebap ve kavurma kokusundan anlayabilirsiniz. Pazar günleri seyyar mangallarını ara sokaklardan cadde üzerine kadar taşıyan kebapçılar şehir kültürüne farklı bir renk katarlar. Eğer meraklısı iseniz hafta sonları kelepir malların kaldırımlarda bulabilirisiniz.

Kastelerden çıkıp, kanallarla Suburcu’ndan şehre dağıtılan suları görmeniz mümkün olamayacak belki. Ama Suburcu’ndan çıkıp şehre dağılan kültürü, insanları, umutları görmeniz mümkün olacak.


Daha Büyük Haritayı Görüntüle

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir