Köylerin Süpermarketi Çerçiler

Gün kızıllığında horozlar nöbete uyanmadan önce kalkıp akşamdan hazırladığı çerçeveli at arabasını son kez kontrol ederdi. Sonra ahıra doğru adımlar, yol arkadaşını at arabasına koşardı. Ailesiyle vedalaşıp rızk arayışına başlardı. Çoğunuzun da tahmin ettiği gibi çerçilerden bahsediyorum.
Yazın sabah serinliğinde, kışın buz tutan havalarda tekerlerinin bilyesi dağılmış at arabasına oturur, hedef pazara yönlendirirdi atını. İlk pazarında yani köyde hem elindeki ürünleri satar hem de kahvaltısını yapardı. Çerçilerin her köyde birden fazla konaklayacağı evi vardı. Mutlaka birinde kahvaltı, diğerinde öğle yemeği bir başkasında da akşam yemeği yemeden, yedirilmeden ayrılmazdı köyden.
Köyün girişinde başlardı geldiğini haber vermek için çağırmaya, sonuna kadar da devam ederdi. Sanki mikrofon yutmuştu, sesinde ne bir boğukluk ne de bir kısılma olmazdı. Zeytinyağı mı içerdi bilinmez ama onun geldiği hem atının çıngırağından hem de çağırmalarından belli olurdu. Çocuklar hemen kümese ya da ambara koşar, ev halkı önceden belirlenen ihtiyaçları için yürürdü çerçiden tarafa. Çerçinin gittiği her köyde duraksadığı meydanlar vardı, bu meydanlara gelip alışveriş yapılırdı.
Gün su misali akıp giderken çerçi köyünden iyice uzaklaşmış akşam ezanını bir başka köyde duymuş olurdu. Ezan çoğu zaman paydos saatiyle çerçi için. Arabasını en yakın köye çevirir ve o köydeki bir dostunun evine misafir olurdu çerçi. Geceyi orada geçirir, sabah ezanından önce yola koyulur ve bir sonraki köyde otururdu kahvaltı sofrasına. Hem köylü hem de çerçi için sıradandı bunlar. Köylü hem evini hem de sofrasını açardı çerçiye, çerçi de köylünün siparişlerini ulaştırmanın mutluluğunu yaşardı. Hem ticaret hem ziyaretti bir anlamda çerçinin yaşamı.
Bazen iki bazen üç gün sürerdi çerçinin köylere ticaret yolculuğu… Çerçinin para birimi bazen lira bazen yumurta, bazen tahıl bazen de bakırdı. Alır, verir, köylünün ihtiyaçlarını karşılardı.
Elindeki ürünlerin büyük bir bölümünü satar, hem yeni ürünleri tedarik etmek hem de çoluk çocuğuyla vakit geçirmek üzere evine dönerdi çerçi. At çıngırdağının sesini duyduklarında mutlu olurdu çocukları ve eşi…
Çerçiler bir anlamda köyler arasındaki iletişimin de önemli ayaklarından biriydi. Bir köyde gelinlik kız gördü mü not eder hafıza defterine, bir başka köyde tanıdığı aklı selim gencin ya da gençlerin ailesiyle paylaşırdı. Çoğu gencin yuva kurması da vesile olurdu çerçiler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir