Yaylalar

Sofdağı Yaylası:
Güneydoğu Torosların uzantısı olan Sof dağlarının üzerinde bulunan Sofdağı Yaylası, Gaziantep’e 32 km. uzaklıktadır. Gaziantep şehir merkezine yakın olmasından dolayı hafta sonları yoğun ziyaretçi almaktadır. Yaylanın 3 km. öncesindeki Sof Alıcı Köyüne kadar yol asfalt olup, köyden yaylaya kadar olan yol ise stabilizedir.

Sofdağı Yaylası; Gaziantep platosunu yüksekten seyretmek, doğa ile baş başa kalmak, gürültüsüz, kuş sesleri ve su şırıltıları arasında doğa yürüyüşü, kamp ve piknik yapmak için ideal bir yerdir. Sofdağı yaylasında rüzgarın tatlı esintisinin ağaçların arasından geçerken çıkardığı fısıltı, pınarlarından akan suların sesine karışır. Bazen kuş sesleriyle birlikte koyun melemeleri de duyulur. Sof dağlarının en yüksek tepesi olan ve adına Kepekçi Tepesi denilen yerde, oksijen miktarı son derece yüksek olup, havası çok temizdir ve insan sağlığı için faydalı ve ideal bir yerdir. Yılın en soğuk günlerinde dahi bol oksijen sebebiyle bu kesimde insanların terledikleri tespit edilmiştir. Sofdağı Yaylası’nın batısında küçük bir kaynağı bulunan Sofdağı içmesi, hafta sonlarında yakın yerleşimlerden gelenlerce ziyaret edilmektedir. Kaynaktan çıkan şifalı suyun çok az olmasına rağmen yöre halkı tarafından birçok iç ve cilt hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir.

Sofdağı yöresinde böcekler dahil 124 çeşit hayvanın yaşadığı, 96’sı tıbbi, 11’i baharatlı, 10’u çalı ve çit, 26’sı soğanlı, 12’si ağaç, 19’u meşe olmak üzere toplam 267 tür canlı bitkinin yetişmekte olduğu tespit edilmiştir. Yine Sofdağı ve çevresinde 20’nin üzerinde tatlı su kaynağı bulunmaktadır. Gerdek Pınarı, Cennet Pınarı ve Börek Pınarı bunlardan bazılarıdır.

Sofdağı yaylası yıllardan beri köylüler tarafından ve azda olsa yaz aylarında piknik yapmak için şehirden giden insanlarca kullanılmaktadır. Baharın başlangıcıyla beraber koyun ve keçi sürülerini önüne almış, çadırını battaniyesini atının terkisine yerleştirmiş çıngırak sesleri arasında yaylalara doğru yol alan bir topluluk görürseniz bilin ki onlar Sofalıcı köylüleridir. Köylüler bahar aylarında sıcaklık tenlerine değer değmez köyden yaylaya yol alırlar. Sonbaharın o kasvetli havaları bastırdığında ise köye dönüş hazırlıkları başlar. Yıllardan beri bu böyle sürüp gitmektedir. Yaylada köylüler tarafından sulu tarım yapılmakta, sebze ve meyve yetiştirilmektedir. Yaz aylarında yaylayı ziyaret edenler, yoğurt, süt, yumurta gibi gıda maddeleri; domates, salatalık, fasulye gibi sebze ve çeşitli meyveleri yayladan temin edebilirler. Yaylada alt yapı mevcut olmayıp, elektrik bulunmaktadır. Su doğal pınarlardan veya garaf adı verilen geniş su kuyularından su motoruyla çekilerek sağlanmaktadır. Suyu son derece yumuşk(kireçsiz) ve soğuktur.

Huzurlu Yaylası:
Huzurlu Yaylası halk arasında kullanılan deyimiyle “Hınzırlı Yaylası” Gaziantep ilinin İslahiye İlçesinde Tandır Köyü sınırları içerisinde bulunmaktadır. Huzurlu Yaylası Akdeniz fitocoğrafya bölgesinde yer alan Amanos Dağlarının en güney noktasında yer almaktadır. Yaylanın denizden yüksekliği 1600-2000 metredir. Alanı 15425 dekarı orman olmak üzere toplam 18390 dekardır.

Huzurlu yaylası Ormanları ağaç türü ve zenginliği itibariyle, oksin (nemli) iklimine benzer vejetasyonların bulunduğu en güney uçta yer almaktadır. Bu ormanlar geçmiş zaman dilimlerinde iklimin soğumasıyla oluşan buzulların, kuzeyden güneye inerken taşıdıkları orman vejetasyonlarıyla oluşmuşlar, ancak daha sonraki devirlerde iklimin tekrar ısınmasıyla oksin (nemli) ağaç türlerinin kuzeye çekilmesi sırasında belirli yerlerdeki lokal alanlarda yaşam şartlarının halen devam etmesi nedeniyle kalmış relik orman parçalarıdır. İçinde Huzurlu Yaylasınında bulunduğu Amanos Dağları ile ilgili WWWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı), 1999 yılında Avrupa’nın biyolojik çeşitliliği bakımından en değerli ve acil olarak korunması gereken 100 orman alanını belirlemiştir. Avrupa Ormanlarının Sıcak Noktaları olarak tanımlanan ve 9’u Türkiye’de bulunan bu alanlardan biride Amanos Dağlarıdır. Bu sıcak noktalar “Türkiye’nin Dünyaya armağanı” olarak kabul edilmiştir. Hınzırlı Yaylasının flora ve faunasını şöyle sıralayabiliriz:

A- Bitki Örtüsü: Huzurlu Yaylasında yayılış gösteren ağaç ve çalı türleri arasında; Toros Göknarı(Abies cilcica subsp cilicica), Toros Sediri (Cedrus Libani), Anadolu Karaçamı (Pinus nigra subsp pallasiana), Doğu Kayını (Fagus orientalis), Çınar Yapraklı Akçağaç (Acer Platanoides), Gürgen Yapraklı Kayacık (Ostrya Carpinifolia), Sapsız Meşe (Quercus petraea subsp pinnafiloha), Saçlı Meşe (Quercus cerris), Adi Porsuk (Taxus baccata), Çiçekli Dişbudak (Fraxinus ornus subsp cilicica), Titrek Kavak (Populus tremula), Akçaağaç Yapraklı Üvez (Sorbus torminalis), Adi Fındık (Corylus avellana), Doğu Çınarı (Platanus orientalis), Kızılçam (Pinus brutia), Lübnan Meşesi (Quercusinfectoria subsp boissieri), Fransız Akçağaç (Acer monspessulanum), Tesbih Çalısı (Styrax officinalis), Derici Sumağı (Rhus coriaria), Boyacı Sumağı (Cotinus coggygria), Menengiç (Pistasia Therebintus), Erguvan (Cercis siliquastrum), Alıç (Crataegus), Küçük Kozalaklı Katran Ardıcı (Juniperus oxycedrus subsp oxycedrus) gibi türler ağırlıklı olarak bulunmaktadır. Amanosların orta bölümünde gerçekleştirilen flore tespitinde 629 adet bitki taksonu tespit edilmiş olup, bu türlerden 47si endemik özellikler göstermekte olup, 15 adedide yalnızca bu yöreye ait türlerdir.

B- Fauna: Karaca (Capreolus capreolus), Yabankeçisi (Capra aegagrus), Boz Ayı (Ursus arctos), Kurt (Canis lupus), Çakal (Canis auraus), Vaşak (Lynx lynx), Tilki (Vulpes vulpes), Yaban Kedisi (Felis silvestris), Porsuk (Meles meles), Ağaç Sansarı (Martes martes), Oklu Kirpi (Hystrix indica), Susamuru (Lutra lutra), Mısır meyve yarasası (Rousettus aehyptiacus) ve Avrupa’da yalnız Türkiye’de yaşayan Çizgili Sırtlan (Hyaena hyaena) bölgede yaşayan önemli memelilerdir. Huzurlu Yaylası Fuana yönünden de; yaban hayatı açısından son derece uygun yaşam ortamına sahiptir. Huzurlu Yaylası ve Ormanları Buzul Çağının kalıntı popülasyonlarını barındırmakta, gerek flora ve gerekse fuana yönünden son derece önemli, bilimsel, nadir, tehlikeye maruz türleri içermekte, tabii olayları barındıran mutlak korunması gerekli olan, sadece bilim ve eğitim amaçlı kullanılmak üzere ayrılması gereken alanlardan olmalıdır.