Gaziantep Kalesi’nden Geçmişe Yolculuk

Yöresinde doğmuş bir insan olarak Gaziantep Kalesi benim için günübirlik gezdiğim ve kısa süreli gözlemlerden öte kişisel tarihinde de ayrı bir yer tutar.

Kale benim için tarihi ve kültürel bilinç uyanmadan öncesi ve sonrası diye ikiye ayrılır. Öncesi dediğim zamanlar hayatımı idame ettirmek için üzerinde bulunmak zorunda olduğum şehrin eski bir yapısıydı. Bu eski zamanlarda okul hayatının zaruretleri pesinde koştururken hep göz ucuyla baktım kaleye.

O zamanki duyguların daha doğrusu duygusuzluğun hâkim olduğu bir şehirli… Belirli güncel duyguların kısır döngüsü içinde dönüp dolaşan modern zaman kimliğidir. Günün insanı haricindeki insan duygularına, hassasiyetlerine, değerlerine ilgisiz tek boyutlu insan…
Gaziantep’in ihtiyar çınarı kaleyle dostluğum bu olağan bakıştan kurtulmayla başladı. Artık yeni bir bilinç uyanmıştı. Önümde merak ve hayret duyguları uyandıran bir âlemin ilk kapısı oldu kale. Yanından geçip gittiğim, okul hayatından kalma, kulaktan dolma bilgilerle tanıdığım kale; saklı, derin kimliğiyle meraklı eski bir tanıdık, yeni dostuyla karşı karşıyaydı.
Yepyeni duygularla ağırlayınca beni ilkin dağ gibi azametli duruşuyla heybetini hissettirdi. Gel zaman git zaman dostluğumuz kıvamını bulunca heybetinin sadece duruşunda değil taa kalkolitik çağa kadar uzanan tarihinde de olduğunu anladım. Ve sonra mimarisine açılan yeni bir sayfa… Asıl, hemşerilerine ve milletine en içten anlatacağı başka derdi var; Antep Savunması.

İnsanı dert söylettiği gibi kaleyi de dert söyletir sanki. Dertli günleri görselleştiren ve kalenin tam bağrında bulunan Panorama Müzesi ile o günlere bir nebzede olsa gidiyorsunuz.
Kale derdinde haklı diyorsunuz en sonunda. O günler yokluk içinde varlık mücadelesi. Ananın bacının, mektepli çocuğun, esnafın, doktorun, muallimin, askerin küçük ama dev bir ordu olmasıdır. Silah bulamayınca kendi eliyle silahını yapan silahlı düşmana karşı koymaya kararlı zihinler. Vatan için ölümü mukaddes sayan inançlı ruhlar. Gerçek ölümün esaret olduğunu çok iyi bilen kâmil millet.
Bir ziyaret sonrası ihtiyar dost konuştu, sanki kahramanların dertli günlerini hissetmek ecdada açılan kapı olmak için. Bizi biz yapan değerlerin duyguların en saf halini anlamak için dinlemelisiniz kaleyi. Ecdada açılmak da insanın kendisine açılması demektir, kendine açılan kapıyı bulmadan hiçbir şeyi tam anlamıyla anlayamazsınız.
En iyisi siz benim gibi en kısa sürede şehrin merkezine, Gaziantep Kalesi’ne gidin, görün ve geçmişe yol alın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir