Azap Osman

Gözlerinde öfke denizi dalgalanmış, burnundan sert sert soluyan, yumrukları demir gibi sıkılmış bir adam daldı, Tüfekçi Yusuf’un dükkânına. Şalvarının duruşu, kasketinin dikimi ile Antep’in Barak köylülerine benziyordu. Toprağa sürtünmekten eskidiği belli olan şalvarının yamalıkları yeni gibi duruyordu. Dokunulduğunda patlayacak bir barut gibiydi. Bugünlerde şehirde kime dokunsan aynıydı zaten. Fransızlar Antep’i işgal etmiş; kadın, erkek, yaşlı,…

Okumaya devam et

Satılmış Madalya

Güneşe iyice eğilmiş kalenin surlarına vurdukça altın sarısı bir hal alıyordu.  Ara sokaklarda evlerin önlerinde ellerindeki işlerini yaparken, sohbet eden kadınlarda sohbetlerini yavaş yavaş bırakıp akşam yemeği için hazırlıklara başlamışlardı.

Okumaya devam et