Bal

Gaziantep’te kendisini insanların yardımına adamış Tekerlek Mehmet adlı bir adam vardı. Zenginlerden topladıklarını fakirlere dağıtırdı. Otellerden, lokantalardan, baklavacılardan artan yemekleri toplar yoksul mahallelerde fakirlere verirdi. Onun bu güzel davranışını gören bir dostu bir günlüğüne ona eşlik eder.

Araçları ile lokantaları, otelleri, baklavacıları dolaşırlar. En son baklavacıdan bir tepsi baklava alırlar.

Fakir mahallelerde her akşam kendilerini bekleyen yoksulların kapısını çalarlar. Sıra ile topladıklarını onlara paylaştırırlar.

Tekerlek Mamet dişleri nerede ise dökülmüş yaşlı ve yalnız bir adama baklavanın en güzel yerini verir. Kalabalık bir aileye de baklavanın tepside kalan kırıntılarını verir. Yanındaki dostu bu durumu dikkatle izler.

Dağıtım bittikten sonra dostu Tekerlek Mamet’e sorar.

–          Yaşlı adamın dişi yoktu ona baklavanın en güzelini verdin. Diğer aile kalabalıktı sen onlara Baklavanın kırıntılarını verdin. Bunun sebebi nedir?

Tekerlek Mamet dostuna döner.

–          Yaşlı adam eskiden çok zengindi, işleri kötü gidince bu hale düştü.  Diğerleri ise hep fakirdi. Yaşlı adam baklavanın tadının ne olduğunu bilir. O sebeple ona baklava verdim. Fakirler ise önceden baklavayı tatmadıkları için kırıntıları baklava sanırlar. Onlara da o sebeple baklava kırıntısından verdim.

 Ey dost balı bulan şerbeti ne yapsın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir