Atatürk Bulvarı

Şehirlerinde yüreği vardır. Mahallelerin savaşları, caddelerin kavgaları, sokakların ihanetleri, kaldırımların sevdaları, çay bahçelerinin muhabbetleri, parkların gölgeleri, şehirlerin sır haritasını bulundururlar genlerinde. Perdesini bir araladınız mı, konuşur evlerin suskun  duvarları, camii avlularındaki asırlık çınarlar, parklardaki banklar şehrin bütün dedikodularını bir bir anlatır.

Gaziantep şehrinin sosyal yaşamla en hareketli, geçmişi gizem ve sırlarla dolu bulvarlarından birinin asmalı kilidini kırıp geçmişten geleceğe bir yolculuğa çıkacağız. Şehrin göbeği Maarif  kavşağından yönümüzü üniversiteye döndürdüğümüz de, Atatürk Bulvarındaki yolculuğumuzda başlamış oluyor.

Gaziantep’in gece ve gündüzünün en hareketli bulvarlarında biri Atatürk Bulvarı. Sabah Çınarlı camii ezanı ile başlar bu hareketlilik, gece yarılarına kadar, kafelerde ki muhabbetlerin  uzayabildiği yere kadar devam eder.

Bulvar Maarif kavşağından Gaziantep lisesine kadar eski ile yeni arasında bir çizgi gibi uzar. Bulvarın başladığı yerde ve sol tarafına düşen tepelerde eski Antep evlerinin bulunduğu mahalleler var. Bu tarihi taştan evlerin önlerine beton perdeler çekilmiştir. Modernleşme adına yükselen bu beton binalar tarihi güzellin sahneye çıkmasına müsaade etmiyor. Tarihi evleri görmek için ara sokaklara özel olarak girmeniz gerekiyor. Bu mahalleler eski antep’i oluşturuyor.

Bulvarda; Sinema, oteller, Gümüşçüler, giyim mağazaları, baklavacılar, nostaljik antep evlerinde yöresel ev yemekleri sunan lokantalar, yine eski binalardan cafelere çevrilmiş gidip görülmesi, dinlenilmesi gereken mekanlar var. Bulvar bu bağlamda sosyal hayatın içerisin de bunalıp küçük eğlence kaçamağı yapmak isteyenlerinde kesişim noktasını oluşturuyor.

Bulvar üzerinde tarihi mekanlar ise geçmişin izlerini hala günümüze taşıyor. Gözümüze ilk ilişen şehitler anıtı ve onunla bütünleşmiş, Çınarlı camii. Gaziantep savunmasında camiler karargah olarak kullanılmış. Bunlardan birisi de, Çınarlı Camiidir. Çarpışmaların kayıpların en çok olduğu cephelerden birisidir Çınarlı Cami cephesi. Antepliler Çınarlı camiinden Fransız ve Ermenilerde Kendirli kilisesinden bir birleri ile kanlı çatışmalara girmişlerdir.

Asıl Çınarlı camii, Gaziantep harbinde yerle bir edilmiş. Bahçesindeki iki ulu çınardan dolayı bu adı taşıyan camiinin önündeki çınarlarda top mermilerinin gazabına uğrayıp yıkılmış. Savaştan sonra Gaziantepliler Çınarlı Camiini yeniden inşa etmiş. Bugün Gaziantep’te çınar ağıcı görmek nerede ise imkansız olmasına rağmen, bu camiinin bahçesine çınarlar geçmişin anısını yaşatmak için dikilmiş.

Bugün ulu çınarların gölgesindeki bulunan caminin kubbesi yoktur. Bunun yerine minare ile beraber yükselen şehitlik anıtı vardır. Camiinin kıble yönünde anıtın altında Şehitlerin kemiklerinin toplandığı bir  büyük mezar yapılmıştır. Mezar cuma günleri, dini ve milli gün ve gecelerde ziyaretçilere açık tutuluyor.

Çınarlı Cami ve Şehitler anıtı,  bu şehrin imanla nasıl kurtulduğunu gösteren örnek bir yapıdır. Altı bin şehidin düştüğü bu anıtın bulunduğu bölgede ayakları yere basarken daha saygılı, dudakları oynatırken daha edepli olmak bir vefa olsa gerek. Bazılarının gözleri dolar bu anıt mezarı gezerken. Ağlarken bile dikkatli olmak gerek bu mekanda, olurda gözümüzden yaş akarsa göz yaşlarımız şehitlerin ruhunu incitir diye endişelenmeli insan.

Atatürk bulvarından Caminin giriş kapısına inişteki ara sokakta, el tezgahlarında hediyelik eşyalar bulmakta mümkün.

Çınarlı camiini ve şehitler anıtını gördükten sonra hemen yanı başın da ki Yeşilsu parkında bir bardak çayın tadına tarihten gelen nağmelerle bakmak çok güzel olacaktır.

Bilinmelidir ki tarih ve ondan kalanlar kimi zaman vefa ile yaşar, kimi zaman hoşgörü ile. Tüm vefasızlığına rağmen, hoşgörü ile günümüze kadar varlığını sürdüren, tarihi Kendirli Kilisesi ile karşılaşıyoruz az ileride. Görkemli bir bina Kendirli kilisesi, bu gün alt katı öğretmen evi yemek hanesi, üst katıda okul, sergi ve toplantı salonu olarak kullanılmakta. Kilise,  Katolik Ermeniler tarafından 1865 li yıllarda Fransız kralı Napolyonun ve Frank Çişken Misyonerlerinin  yardımlarla yapılır. Bina Antep harbinden sonra bir süre hükümet binası olarak görev yapmıştır. Atatürk Antep harpten sonra tarihi konuşmasını bu binanın Atatürk bulvarına bakan balkonundan yapmıştır. Bu balkon hala yerinde muhafaza edilmektedir. Yine Atatürk’ün Nüfusa kayıtlı olduğu yer bu caddede bulunan Bey mahallesidir.

Cadde üzerinde yürüdüğünüz her adımda, modern zamanın izleri arasından bende buradayım diyen eserlerin başlarını çıkartıp “bende buradayım” dediklerine şahit olmak insanı mutlu ediyor.

Caddede ki yorgunluğunuzu atabileceğiniz, serin havuzunun başında, yüksek ağaçların gölgesinde dinlene bileceğiniz.Kırkayak parkı sizi beklemektedir. Parkın tarihi eskilere dayanmakta. Parkın çevresine dikilen kırk taş sütundan dolayı “kırk ayak” parkı olarak isimlendirilmiştir. Neden kırk adet sütun dikildiğini merak etmeme rağmen bir cevapını bulamadım. Belki edebiyatımızdaki yediler, kırklar olarak kutsallaştırılan kırk sayısına izafeten konulmuş olabilir. Ancak bugün park içerisinde bu ayaklardan geriye çok az kalmıştır.Parkın içerisinde havuz var. Hemen önünde Antep harbi anısına dikilmiş Şahinbey anıtı bulunmakta.

Park özelikle bahar aylarında çok sayıda etkinliğe sahne olmakta. Konserler, yarışmalar, alışveriş stantları ile her yıl bahar şenlikleri düzenlenmekte. Kırk ayak parkı bu yünü ile kırk dalda hizmet veren bir park olma özelliği taşıyor. İster istemez parkları ile zengin Gaziantep’te ki değer parklardan ayrıcalıklı konumda.

Parka oturup biraz dinlenmek istediğinizde hemen karşınıza eski tekel binası ve Halk kütüphanesi çıkıyor. Kitaplara meraklı iseniz kütüphaneye uğramanız güzel. Kütüphanenin alt katı sergi salonu olarak kullanılmakta. Şanslı iseniz o gün bir sergiye rastlamanız mümkün. Parkın hemen yanı başında Antep’in özel okula gitmeyen yüksek gelirlerinin tercih ettiği okullardan Akyol İlköğretim okulu bulunuyor. Söz okullardan açılmışken Atatürk bulvarının son noktasında bulunan Gaziantep lisesine değinmemek olmaz. Gaziantep lisesi 1933 yılında kurulmuş Gaziantep’in en eski lisesi. Gaziantep’ten yetişmiş çok sayıda popüler kişiler bu lisenin sıralarında büyümüş. Lise mezunları her yıl okulda  Baklava gününde bir araya gelirler.

Yolculuğumuzun sonuna yaklaştığımız Başkarakol kavşağının göbeğine yerleştirilmiş estetik görünümü ile insanlara su sesi dinleten küçük bir havuzla veda etme zamanı geliyor. Söylemeden geçmeyelim Gaziantep’te musluklar dışında, su sesini duyacağınız mekanlar yok denecek kadar azdır. Ama tarihin derinliğinden gelen, azmin, özgürlüğün, hürriyetin gür sesini bol bol duyabilirsiniz.�
 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir